10 Mayıs 2013 Cuma

   Kendi yolunu bulamayanlar nedense hep yol gösterirler başkalarına
   Oysa herkesin kendi dünayasında dünya kadar sorunları  ve yolları vardır
   Başkalarının yollarını denemektense düşe kalka, ağlaya ağlaya kendi yolumu bulmalı insan bu  hayatta,,,,,,,,

5 Mayıs 2013 Pazar

  Hayatımı kontrol edemez oldum bu aralar
  Tıpkı bir çağlayan gibi
  Öyle yüksekten ve kontrolsüz akıyor ki
  Etrafa dağılanlar ve çarpanlarla canım acıyor
  Her kıvrımda bir parçam yitiyor
  Ne önüne geçip durdurabilmem mümkün
  Ne  geride kalanları toparlayabilmem
  Ne de akışı yavaşlatabilmem
  Sadece ama sadece seyredebiliyorum, olacakları
kontrol edemeden bakıyorum ve korkuyorum
  Ne zaman çağlayan sakinleşip durgun durgun akacak
   Ne zaman yolunu bulacak ya da ben onu istediğim yöne döndüreceğim bilmiyorum
   Kontrolü bende olmayan,beni korkutan,umudumu çalan bu hayata veda etmek lazım
 ama vedalar da çok zor ,   yeniden başlamak da.................


20 Nisan 2013 Cumartesi

      Otobüsün camda aks eden yüzüne baktı bir süre..Gözleri  aşk ,
sevgi,özlem bir de bin pişmanlıkla yanarken.Dayadı başını  cama
elinde olmadan akan göz yaşlarını izledi ,sanki ağlayan o değilmiş gibi.Canı acıdı o ağlayan gözlere,kor gibi yanan bi çare yüreğe.
Camdakine derdini sorsa söyler miydi,söylese acısı diner miydi,ko-
nuşsa anlatsa belki de iyi gelirdi.Ama ağlayan konuşmadan ,acıyı şarap gibi yudum yudum içer gibiydi,etrafına duvar örmüş kimseye aldırmadan ağlaması,kendine bakması,kendine kızar ya da acır gibiydi.Yanağı yanağına değerken kendisini teselli eder   gibiydi, 
gözlerinin içine bakarak ağlaması suçlu sensin sensin der gibiydi...
   Mutluluğun ardından hüzünlere boğulması ,kendini çıkmazda hissetmesi kader mi yoksa kendi seçimi miydi?Niye kurtulamıyordu bu girdaptan ,aşkın büyüsü bu derece  mi kör etmişti?O'nun yanında 
her bakış bir damla mey gibi sarhoş ediyordu benliğini,O'ndan ayrılınca da körkütük sarhoş gibi ne yaptığını bilmez hadeydi.
   Yüz kere düşünse de ayrılmayı bin defa vazgeçiyordu......
Bu zamana dek yaşadıkları yalan mıydı?Koşolsuz,şartsız sadece
sevgi vardı...............






2 Nisan 2013 Salı




   Acele etmeden yaşamayı,yorulduğumda dinlenip nefes almayı 
   Bakarken görebilmeyi gördüklerimden zevk almayı  
   Koşarak yaşamaktansa ,günlere sığmayan işleri saatlere sığdırmak için uğraşmaktansa yavaşlatarak yapmayı 
   Zamanın her döneminde bir şekilde değişebilmeyi öğreniyorum
   Değişmem,ben böyleyim dediğim zamanın ardından ne kadar 
değiştiğimi görebiliyorum
   Yapmam dediğim şeyleri yapmanın bana zevk verdiğini görüp
şaşırıyorum
    Annelik sabrımı ,hayatımın her evresine yayabilme ,uygula-
yabilme ve bundan mutlu olabilme hislerini öğreniyorum
     Değişimin zamanla beni ne kadar etkilediğini ve başka bir ben yarattığını
     Sevmediğim insanlarla konuşmak istemezken ,onlardan kaçarken ,sevdiklerimle sohbet etmenin zevkini ,çözülemez sandığım sorunların çözümlenebildiğini görebiliyorum
     Omuzlarımın üstünde yükselen başımdan çıkan seslerle yüreğimden gelen seslerin kavga edişini duyabiliyor 
     Vicdanım mantığımı yenerken kaybeden mantığımın benden
hesap sorarcasına intikam aldığını hissedebiliyorum
     Kaybetmenin verdiği acının ,içimdeki bıçak sızısının zamanla azaldığını ,her hatırlayışta ilk günkü gibi canımı acıttığını ama acının beni olgunlaştırdığını görebiliyorum
     Borçların bizim bir parçamız olduğunu tam bitecek diye sevinirken ardından başka bir borcun çıkmasına alıştığımı gö-
rebiliyorum
     Giyinip gezmenin,sevdiklerimle,dostlarımla muhabbet etmenin beni güzelleştirdiğini 
     Sevdiğim,uğruna ölürüm dediklerimden bazen nefret ettiğimi, en sevdiklerimin bazen beni beni en mutsuz eden oldu-
nu görebiliyorum
    Çocuklarımın benim canımın  bir parçası olduğunu onlarsız yapamayacağımı düşünürken onların büyüdükçe bizsiz olmaya çalıştıklarını ve istediklerini anlamaya çalışıyorum
    Uzayan yollarda gitmenin bana zevk verdiğini  her mola yerinde dinlenmeyi
     Sevmenin güzelliğinin sevilmekte olmadığını karşılık beklemeden sevmenin ,mantığımla ,vicdanımla,saygı ile sevmenin güzelliğini öğreniyorum
        Dostlarıma çok güvenerek anlattıklarımın beni rahatlattığını,onların anlattıklarına ortak olmanın beni mutlu ettiğini görebiliyorum
   Paylaşmayı ,dertleşmeyi,arınmayı seviyorum
  Sabrımın,sukutumun,sessiz öfkemin,sevgimin hiç bitmeyeceğini
bilyorum.............


    

30 Ocak 2013 Çarşamba




       
          


         
           Şu sakin müziklerle içsem iki kadeh rakı
               Ardından ağlasam sızlasam kendi kendimle
          Otursam camın ardına bir dilim beyaz peynir,
   bir kadeh rakı ve cama inceden inceden vuran  yağmur 
   damlaları
         Yudumlarken rakımı, yansa bütün bedenim, uyuşsa     
    benliğim                                
         Eşlik etsem sakin şarkılara ,ruhum huzur bulsa,ağlasa,
   kendi kendini azarlasa ,ardından teselli etse.......
         Sonra sakinleşip yine ağlasa ,camın ardındaki karanlığa
   baksa 
         Hiç kimse ile konuşmadan kendi ile savaşsa,

   en sonunda barışa ulaşsa ,kızdıklarını kafasında bağışlasa,
   aklasa,affetse 

          Rakının verdiği uyuşuklukla mutlu olsa huzur bulsa ve uykuya dalsa....................
              
       
   












16 Kasım 2012 Cuma

                    YÜREK NASIL SEVER
Kızsa da ,kırılsa da ,lanet okusa da döner dolaşır aynı yüreği yüreğinde hisseder insan.......

 Nasıl olur da o kırıldığı insanı arar  alışkanlık mı, delice bir aşk mı ya da sevgi midir bunun adı?

 İnsan çocuğuna kızar ama hemen affeder çünkü o canından bir parça kanından bir damladır senin.Bazen gözü,bazen dudağının bir kıvrımı bazen bir bakışı bazen de bir davranışı benzer sana.O 'na asla kırılamazsın ve her şeyi unutup özlersin

 O yüreğinin alıştığı ya da aşık olduğu ya da sevdiği yüreği nasıl affedersin?Bazen nefretinden öldürmek isterken bazen kızgınlığından terslerken ya da O seni çocuk gibi azarlarken nasıl da her şeyi unutup affedersin.Allah bizi nurundan yaratmış ya en affedici özelliklerini seven yüreklere mi bahşetmiş acaba.

  Bir kaşık suda fırtınalar koparan ,bağıran O,sana güller getirip sarılan da O.........Ben mi sorunluyum acaba ,yüreğim mi kandırıyor beni.Her şeyde net olmama rağmen yüreğim aldatıyor mu beni?En sevdiğim en nefret ettiğim olabilirken en özlediğim olabiliyor.En kızdığım anların sonrasında nasıl da beni en mutlu eden olabiliyor.

Yok yok anladım ben  benim yüreğim  ikiyüzlü.........


1 Kasım 2012 Perşembe

Kapıyı vurup hızla dışarıya kaçmıştı genç adam...Karanlığın içinde yok olup gitmek görünmez olmak istedi yüreğinden.
Ardında bıraktığı kendisi mi,gençliği mi, yoksa anıları mıydı ?Yürürken hakim olamadığı göz yaşları,acıları mı, yoksa pişmanlıkları mıydı?
Amaçsızca yürüdü karanlığın Onu yok etmesini istercesine.........
Kime gidip sığınsaydı,derdini kime anlatsaydı?Yüreği kor gibi yanarken,öfkesi dağları aşarken nasıl  da suskun kalıp kapıyı ardından çekip gittiğine kendisi de şaşırmıştı,
Geride bıraktığı yok olan anıları mı ,yoksa acımasızca yaşattırdığı anların intikamı mıydı?
Geçmişin anıları içini böyle acıtırken geleceğe nasıl umutla bakacaktı?Kırdığı zincirleri kimle dolayacak nasıl umut edip yaşayacaktı?
Sabaha kadar deli gibi karanlıkta kaybolmak için dolandı,günün ilk ışıkları ile acısı daha da gün yüzüne çıkıp arttı.Çareyi çaresizce kadehlerde aradı ama kendine geldiğinde aynı acı  kor gibi yüreğini yakmaktaydı....
Nefret ,intikam,acı hayatını bulandırdı .
Ümit,umut,sevmek,özlemek,beklemek ne zamandı,hangi zamana kalmıştı bir türlü bulamadı...............

9 Ekim 2012 Salı

Durgun akan sular gibi yüreğimde bir durgunluk
Gözlerimi kapayıp dalsam yarınlara
Yaşadıklarım hayal ,yaşayamadıklarım özlem ruhumda
Kapasam gözlerimi,yavaş yavaş vücudumu bir ılıklık kaplasa
Dalsam derin uykulara
Ruhum bedenimden çıkıp bana yukarıdan baksa
Yatan ben miyim,gerçek ben miyim bir anlasam
Uykuya dalar gibi ölsem ve ruhum bedenime dolanmasa
Alsa götürse beni cennetin bahçelerinde dolaştırsa
Ya da cehennemin zebanileri ile savaştırsa
Ruhum,bedenim sanki dalgın bir alemdeyim
Tutunmuşum benliğime bırakamam ruhum benden gitmedikçe.......

11 Mayıs 2012 Cuma

Suskunluğum, söyleyecek sözüm olmadığından değil
Suskunluğum,senin söylediklerin doğrudur demek de değil
Suskunluğum,sen ne dersen de umrumda değil demek hiç değil
Suskunluğum öfkene öfkeyle yaklaşmamak,sessizce haklı olabileceğin yanları düşünmektir benim için
Belki de geçmişin,ezikliğimin intikamının bir şeklidir 
Ama bu da değil............
Suskunluğum belki sessiz bir feryadım,hayatı böyle kabul edişim olabilir
Belki de söyleyeceklerimi kaldıramayacağından,belki de kavga etmeyi sevmediğimden olabilir
Susuyorsam eğer sen haklısın demek değil,beni ezebilirsin ,bağırabilirsin demek hiç değil
Susmam  karşımdakine saygı duymamdır
Ama bu seni haklı çıkarmaz beni de haksız yapmaz
Suskunluğum benim yaşam tarzım, benim sabrım ,
Suskunluğum benim ruhum ,yapım,hayatı kabulenişimdir.................
Ama dolup taşarsam bir gün ya da suskunluğumun içindeki fırtınalara yakalanırsan eğer kimse tutamaz karşımdakini............

27 Nisan 2012 Cuma

Görebildiğim   her   yer   benim
Duyabildiğim  her  ses  sizin
Kalbimde   hissettiklerim  sevdiklerimin
Ya göremezsen bir gün,
Ya da duyamazsam,
Ya   hissedemezsem  yüreğimdekileri
Bilin ki   hissedebildiğim  sürece severim
Ama  hissedemiyorsam   sevdiklerimi
Bilin ki  öldüğüm   gündür..................

18 Nisan 2012 Çarşamba

Göz yaşlarımın içine hapsettim seni,sevgini,sesini,sessizliğini
Manalı bakışlarının ardında saklanan derin sevgini içim sızlayarak hissettim
Küskün çocuksu yüzündeki öfkeyi,suskunluğunla dile getirdin
Bazen kadehlerde aradın mutluluğu
Bazen de derin ormanların içinde,
Bizimle olmayı hep sevdin
Ama yapmak istediklerinden,tutkularından asla vazgeçmedin
Ben böyle sevdim seni belki de herkesi
Biri için değişmedin zaten değişmemeliydin
Ben de belki senin gibiyim..............

5 Nisan 2012 Perşembe

NEDENSE ACILAR UZUN  MUTLULUKLAR KISA SÜRER BU HAYATTA...
Acıdan acı var mıdır derler ya
Acının da acısını tattırır hayat insana
Bir bakarsın ki acılar anı olarak kalmış ruhunda
Yüzünde tebessüm bile yaratır bazı zamanlarda
Mutluluğun azı çoğu olur mu acaba
Yüreğin her mutlulukla çoşar mı
Her mutluluğu yüreğin mutluluk olarak algılar mı
Çocuk gibi olabilir misin bazen ufacık şeylerden sevinen
Üzüntüyü bilmeyen,yarın nasıldır ya da ne getirecektir diye düşünmeyen
Bazen çocuk gibi yaşamalı ama hayatı dengede tutmalı
Sorumluluğunu bilmeli ,mutlu olmayı sevmeli insan
Bazen de acı çekmekten haz almalı
Acı seni yarınlara daha kuvvetli çıkaracak
Seni öldürmeyen güçlendirir derler ya aynen öyle
acı uzun sürer çünkü kabullenmek zordur tek yaşarsın
mutluluk kısa sürer çünkü anında yaşar ve paylaşırsın.........

22 Mart 2012 Perşembe

     Fırtına sessizliği hakimdi ortama 
   Ya da yağmur öncesi gibi bungun bir hava
   Anlamlandıramzsın ama sıkkındır canın
   Haah işte tam öyle bir gündü yaşananlar
   Sessizlik alabildiğine suskun
   S ıcak hava vurgun gibi gelir üzerine üzerine
   Ne bozabilirsin o sessizliği
   Ne durdurabilirsin gelen fırtınayı
   Ne de saklanabilirsin gelen yağmurdan
   Fırtına savrulur çevrende
   Yağmur tokat gibi iner yüzüne
    Çaresizce ve sesizce beklersin
    Her şeyin bitmesini ,geçip gitmesini
    Gek gör ki ne fırtına biter
    Ne de fırtına öncesi sessizlik
    Ne yağmur diner ne de yağmur öncesi vurgun sıcaklık

19 Mart 2012 Pazartesi

KOCAMANKOCAM

  Kocaman kocam derim ben ona  yüreği de bedeni de kocaman.Belki ben çok ufak tefek olduğum için bedeni kocaman gelir bana.Ama yüreği evren kadar büyük,sevgisi  anne sevgisi gibi merhamet dolu,öfkesi de deniz dalgaları gibi yüksek ama sahile vurduğunda azalan dalgalar gibi çabuk geçen birisi.Bu hafta sonu hasta olunca bebekler gibi baktı bana canım benim çorbamı hazırladı ,bulaşıkları bile yıkadı ,bana masajlar yaptı hep başucumdayadı.
    .İnsanın yol arkadaşı iyi olmalı evet zaman zaman çalkantılar kavgalar olmuyor mu çookkkkk.Hatta eşim bu kocaman yüreği ile çok kırılgan bazen alıngan bazen de kapris yapabiliyor tipik yengeç burcu.Bazen şaşırıyorum o kadar sert görüntüsünün altında bu kadar sevgi dolu ,yufka bir yürek, çocuksu davranışlar nasıl olur diye.Bir erkek bu kadar romantik nasıl olabilir diye de şaşırtır beni benim aklıma gelmeyen şeyleri hatırlar çok incedir.
   Hastalığımın tadını çıkarıyorum bu gün,  bu gün de evdeyim işime gidemedim daha iyiyim belki ama halim yok.Eşim telefonda diyor ki hiç bir şey yapma ,yat ,dinlen ben akşama yemek yaptırırım sağolsun.Ama beden iyi hissedince de yatamıyor ki bu gün ev kadını olayım dedim uzun zamandır bir iş gününü böyle evde geçirmemiştim güzel uzun bir kahvaltı ,ütü tv izleme güzelmiş  kızım okula gitti ,oğlum da gelir birazdan.Aile olmak güzel ,birlikte olmak güzel bazen insan özlüyor yalnız kalmayı,bacaklarını uzata uzata kaygızısca oturmayı,kitabını okumayı,hayaller kurmayı .Şu bir gerçek ki herkes bir gün yalnız kalacak çocuklar uçacak yuvadan, arada gelecekler ziyaretine kalacaksın yol arkadaşın,can yoldaşın ile başbaşa,Bir gün evet malesef bir gün yol arkadaşlarından da biri diğerini bırakıp gidecek tamamen kalacaksın kendinle.niye mi yazıyorum bunu ben kendimle kalmayı severim ,kendimle konuşmayı ama gördüm ki kendin bazen kendine yardım edemiyorsun.Aile çok önemli hepsi duyarlı zor günlerde kenetlenmeyi biliyoruz.Çok yakın zamanda babamı kaybettim öyle ki ben bende değildim ne gelenle konuşabiliyor ,ne konuşulanları anlıyordum o küçücük kızım
(16)misafirleri hep ağırladı çaylar taşıdı bulaşıkları yıkadı ne güzel bir evladın var dediler sağolsunlar .Zor anlarda kim neyi üstlenecek kavrayabiliyor hasta yatarken oğlum gelip hep yanağımı öper bir şey istiyor musun der.Neyse insan hasta olunca duygusala bağlıyor demek ki.Ailemizin kıymetini bilelim herkes bazen yalnız kalmayı özlüyor ama birlikteyken birlikteliğin yalnızken yalnızlığın tadını çıkaralım.

15 Mart 2012 Perşembe

  Adam  sabahın karanlığında hışımla çıktı evden asansör dururken hızlı adımlarla indi merdivenlerden ve apartmandan kendini dışarıya zor attı.Sanki nefes alamıyordu ,sigarasını yakıp bir nefes çekti  sokaklar bomboştu insan değil bir köpek bile yok dedi içinden.İçi burkularak baktı sokağın ıssızlığına bir ben miyim mutsuz ,umutsuz ve yalnız?Yürümeye başladı hava buz gibi soğuk az da olsa serpiştiren karın altında .Yürüyordu ama nereye bilmeden içinde yangın yeri dışarıda buz gibi bir hava.Caddenin sonuna vardığında arabasını hatırladı ve hızla geri dönüp arabasına bindi  pastaneden çay ve gevrek alıp hızla ilerledi.Bomboş yollar ,tek tük yanan ev ışıklarının arasında bir ben miyim kendini sokaklara vuran dedi.Arabasını kuytu bir yere ağaçların arasına park etti koltuğu iyice geriye çekip gözlerini kapattı ve düşünmeye başladı.Düşünceler mi gözlerine yaşları dolduruyor yoksa hayat mı ağlatıyordu bilemedi yalnız geldiği şu hayata yalnız devam etmeliydi.Dişlerini kenetledi öfkeyle direksiyonu yumrukladı.Sakinleşmem lazım dedi çayından bir yudum aldı.Kendisi bir dershane işletmecisiydi, iyi bir yer edinmiş ,kaliteyi hep arttırmış,çevresi ile diyalogları çok iyi olan bir öğretmendi.15 yıldır bu sektördeydi bilgisini çok iyi aktaran ve  iyi öğrenciler yetiştiren  birisiydi.3 yıl başka dershanelerde çalışmış sonra kendine küçük bir dershane açmış ve adım adım büyümüştü.5 yaşlarında kader onu yalnızlığa mahkum etmiş akrabaları tarafından büyütülmüştü o yüzden hep aileye hasret kalmıştı.38 yaşındaydı 3 yıl önce avukat olan eşi ile tanışmışlar iyi bir arkadaşlığın ardından evlilik yapmışlardı.Aralarında aşk olmamıştı ama iyi bir dostlukları olmuştu.1,5 yıllık evlilikte dostlukları yavaş yavaş sevgi ve saygıya dönüşmüştü belki deli gibi aşık değildi ama eşini seviyordu .Ama geçen zaman arkadaşlığı da yok etmeye başladı ,didişmeler ,restleşmeler çekilmez olmaya başlamıştı.Eşiyle tanıştığında o iyi bir avukatla çalışıyordu hatta %30 
hissesi vardı stajer olarak başlamış ve bu konuma gelmiş.Birlikte çalıştığı avukat eşinden 10 yaş büyük ve evliydi , eşiyle aralarından su sızmazdı hem iyi dost hem arkadaş hem iş ortağı idiler genelde her konuda hep hem fikirdiler buna bazen şaşırırdı ama yılların arkadaşlığı derdi.Bazen içinden bir sızı geçer aralarında bir şey var mı diye düşünür ,onların yakınlığından rahatsızlık duyar ama dile getiremezdi.Beraber yemeğe gittiklerinde ortamı inceler davranışları tartardı ama benim kuruntumdur diye susardı.
     İki hafta önce dershaneye çıkıp gelen avukatın eşinin anlattıkları ile her şey gün yüzüne çıkmıştı.
Şaşkanlığını üzerinden atamamış anlattıklarını dinlemiş ne yapacağını bilemez halde öylece dunup kalmıştı.10 yıl önce eşinin yanına girdiğini ve işin %30 ama hayatlarının tamamını ele geçirdiğinden bahsetti her şeyimiz alt üst oldu dedi kadın.O kızdan hep rahatsız oldum çok yalvardım işten çıkar diye ama çıkarmadı dedi  ama ne ondan ne de benden vazgeçmedi.Belki evlenince düzelir diye düşündüm ama evlilik sadece bir paravandı onlar için ,seni de kullandılar dedi.Çok şaşkındım sadece diyebildiğim neden siz bırakıp gitmediniz.Ben her şeyi kabul ettim ve özgürce yaşadım,gezdim ,mal sahibi oldum ama bunların acısını almayacağımı sanmayın herşeyin yeri,zamanı ve sırası var deyip çekip gitti.Söylediği son söz ise beyninde yankılanıyordu sürekli ''terk etmiyorsam eğer terk edildiğimdendir bana geri döndüğü gün ter edeceğim''..
       Paranoyaklık olmasın diye dile getirmediğim şeyler meğer gerçekmiş.Eşimle aramızda olan aşılamaz mesafe  demek bu yüzdenmiş dedi.Beni niye kullandı,nasıl sakladı ,nasıl anlamadım beyninde dolaşan sorulara cevap arıyor her şeyden nefret ediyordum.O gün ertesi gün eve gitmediğini ve bilinmezlik deryasında gezdiğini hatırladı,olayları açığa çıkarmak için izleri aramaya başladı ama gördü ki delile gerek yokmuş her şey ortadaymış.Ama fark edemeyen tek  kendisiymiş.Hiç bir şeyi bozmadan sessizce evine ,işine gidip geldim sömestri tatilini bekledim ve işte bu gün son gün dedi içinden gidiyorum buralardan.Dün gece eşiyle olan son konuşmaları  hatırladı.Zavallı eşi ağlayarak özür diliyordu bu adamdan saplantı gibi vazgeçemediğinden bahsediyordu ama başaramadığını da söylemişti.Sabaha dek konuştular ve adam daha fazla küçülme karşımda dedi konuşmayalım ben gidiyorum almak istediklerini al ve beni rahat bırak çık git hayatımdan dedi.Seninle hiç bir şekilde görüşmek istemiyorum ne izin ne yüzün ne sesin kalmasın hayatımda .Herkes hak ettiğini yaşar hak ettiği kadar mutlu olur ama sen beni hak etmiyorsun dedi evden çıkıp gitti.
      İşte halen bunları düşünüyor işin içinden sıyrılamıyordu ama yeni bir başlangıç yapıp hayata tutunmalıydı ....................

8 Mart 2012 Perşembe

MUTLULUK

   Mutluluğu paketlesem alır mısınız  ya da yemeğe atsam,suya katsam kullanır mısınız?Mutlu olmak adına verilen uğraşlar,yazılan kitaplar   ama bir türlü mutlu olup olmadığını anlamamak ,anlayamamak .Mutluyken güzeldir her şey ama üzülünce bir sis bulutu kaplar her yeri Allah'ım bu bir rüya olsa deriz.Ama bilenmez ki o sisler aralanınca mutluluk çıkar ortaya.Keşke mutluluğu tutabilsek ona sıkı sıkı sarılsak mümkün mü?Eğer mutlu olmak istiyorsak küçük şeyleri umursamayıp  sevinebilmeyi,vardır bunda da bir hikmet demeyi başarabiliyorsak  mutluluk bizimle sıkı bir bağ kurar.
      Her daim mutlu olamaz ki insan,üzülmeyi de sıkıntıyı da acyı da bilmeli,tatmalı.En mutlu anlarımızı düşünelim ........ne kadar kısa sürer değil mi?Ama huzur ,sağlık  yerinde ise niye mutsuz oluruz?İnsanlarla konuşmak,sohbet etmek,sorunlarını dinlemek bir nebze çözüm olabilmek ,fikir üretebilmek mutluluktur.Sana bakan bir çift göze gülümsemek  utanarak masumca bakan gözün 
kafasını çevirip tekrar masumca abla bakıyor mu diye bakması mutluluktur.Çocuklarımız hayatımızın en büyük mutluluğudur,sağlımız,eşimiz can yoldaşımız mutluluğumuzdur.
Ya dostlarımız sırlarımızı paylaştığımız ,gülüştüğümüz mutluluğumuzdur.
      Mutluluk saçarsan ışığın artar,somurtursan kararıp kalırsan insanlar senden kaçar.İlgi insanları mutlu eder tıpkı bitkiye verilen su gibi ışık gibi,sevgi insanı güzelleştirir ,sempatikleştirir ,içindeki cevheri ortaya çıkarır.Mutlu olan mutlu eder,birini olduğu gibi seversen o da seni sever.Birisini kendi gördüğün gözle seversen o kişi değerini yitirir,senin gördüğün  gibi olmaya mahkum edersen ve kendi doğrularını yol göstermek adına dayatırsan kişi kendi özünden uzaklaşır, kabuğuna çekilir her geçen gün susuz kalmış çiçek gibi solar yok olur kendi gözünde kendi özünde...
      Mutlulukla sarıp sarmalamalı insan  çoşku gibi yaşam verir umut verir canlara.Hüzün çiçekleri ekmeyelim umut ,sevgi
mutluluk saçalım.Gülelim ki mutluluğumuz artsın ve saçılsın evrene,yakın çevrene ,uzak çevrene.Mutluluk yemeğimiz  nefesimiz olsun.Kahkahalar yüreğimizi ,yaşlar mutluluktan gözlerimizi doldursun.........
    

27 Şubat 2012 Pazartesi

GÜNÜMÜ YİTİRMİŞİM BEN

     


        Sabah olmuş güneş batmış
      Hava soğukmuş,ay hilal olmuş
      Anlamını yitirmişse yüreğimde
      Hasret düşmemişse gönlüme
      Gözümden yaş akmaz olmuş ise
      Günümü yitirmişim ben
      Deniz mavi mi gök bulutlu mu
      Fark etmiyorsa gözlerimde
      Bir çocuk aç mı, üşüyor mu  
      Önemsemiyorsam eğer günümü yitirmişim ben..........


 Doğacak sabahtan umudum kalmamışsa
 Gece yatmak dinlendirmiyorsa bu     bedeni
 İşe gitmek zevk vermiyorsa 
 Çocuklarıma yemek yapmak istemiyorsam eğer günümü yitirmişim ben
  Gözüm gözüne bakamıyor ise
   Sözüm sözünü anlamıyor ise
                                           Yüreğim heyecanla çarmıyor ise
                                           GÜNÜMÜ YİTİRMİŞİM BEN.............



21 Şubat 2012 Salı

     Etrafındaki insanların bazılarını seçemezsin ya mecburen ilişkilere devam edersin tıpkı anneni babanı seçemediğin gibi.Sevmediğin yanları,istemediğin huyları olur ama kabul edersin çünkü sen onların bir parçasısındır ,çünkü onlar seni her halinle severler.Evlatlarımız da öyle istediğimiz gibi olsunlar diye çabalarız,iyi eğitim,iyi öğretim alsınlar isteriz aman arkadaş çevrene dikkat et deriz ama nedense bize göre doğruları isteriz .Belki de yanlış etkilemişiz bir bakmışsın ki onlar da bizden farklı yani  aslında onları da seçemeyiz ama her haliyle onları severiz çünkü onlar bizim bir parçamız.Bazen hayıflanırız biz nerede hata yaptık,neyi öğretemedik diye .Bu belki bir kısır döngü belki kader kim bilir belki de farklılığın ta kendisidir.
     Bir de insanlara bir şeyler anlatırsın da kimse seni dinlemez ya gözünün içine bakar sen sözünü bitirmeden o keskel alaka bir şeyler der ya da kendince doğru cevap verir.Sen yırt bir yerlerini anlatacağım diye ama o seni dinlemez ki   kendi bildiğini söyler inatla ben konuşacağım der ve seni susturur.Bu ara böyle çok insan varmış gibi etrafımda anlatıyorum anlamıyor çünkü dinlemeyi bilmiyor.Mevlana'nın dediği gibi ''anlattıkların karşındakinin anladığı kadardır''diye gerçekten doğru.Eskiden çok kızardım bu olaylara.insanlara ama çevremdekiler böyle olunca istesen de kaçamazsın çünkü kaçarın yok.Alıştım mı ne şimdilerde ,gülüyorum onlara ve duymak istediklerini söylüyorum biliyorum yanlış bu ama ne anlatsam da O bildiğinde kararlı ne tavrı değişecek ne de olaya bakışı.Niye çatışayım ki diyorum,  kendi dinlenmediğime mi kızayım sadece onun anlattıklarının değerli olduğuna inanmasına mı kırılayım?.......
       İşte böyle durumlarda sadece susuyorum ,içimden gülüyorum sadece duymak istediklerini söylüyorum.Ama insanın bir eşek bir de eşref zamanı olurmuş bunu da unutmayın.!!!!!!!!!!!!


      

20 Şubat 2012 Pazartesi


         Geri dönülmez yolların ortasındayım var mıyım yok muyum bilmiyorum?Varlığımda cismim gezerken orda burda yokluğum üzer mi seni acaba?Varlığımda yok yokluğumda var olurken bu alemde ,yokluğumun izleri yaralar mı seni?Yok olmayı ben seçmedim ki,ruhum bazen varken yok oluyor,bazen de yokluğun ortasında bir çiçek gibi parlıyor. 
           Varlığı güzellik sananlar aldanıyor.Yokluğun içindeki varlığı bir anlasalar,yok olmanın hazzını bir tatsalar var olurlar mı acaba.Hiç olmak için gelmişim ben bu dünyaya.Yokluğumu hissettiğinde kapat gözlerini,duyma etraftan gelen sesleri,nasıl görebildin mi beni?Cismani alemde tenim ruhani alemde tinim seninle olsun.Bazen diyorum ya '' ben sana söyledim diye'' bilki yokluğumda söylemişimdir o sözleri.
              Yokluk alemi daha zengin,üzmüyor kimse kimseyi,eleştirmiyor da her şeyi sadece seviyor herkes herkesi kayıtsızca,şart koşmadan..........Bazen geziyorlar deniz kenarında 
bazen dans ediyorlar ağaçların altında bazen dinleniyor bazen de sadece dinliyorlar birbirlerini..

   

15 Şubat 2012 Çarşamba

Sakin bir limana yanaşır gibi yaklaştı
Başını adamın geniş omuzlarına yasladı
Dalgaların sahile vuran köpükleri rüzgarla savrulurken
Gözlerinden akan yaşlar adamın bağrına aktı
Adamın dinginliğinde kadın için için ağladı
Oysa içinde kırgınlık,öfke ve hırçınlık vardı
Bağırıp sağa sola umarsızca vurmak geliyordu içinden
Ama adamın kolları sakin bir liman gibi bedenine dolandı
Kadının hırçın ruhu dalgasız bir deniz gibi uysallaştı
Kadın başını kaldırıp adamın deniz mavisi gözlerine baktı
Ruhu ruhuna karıştı
Durgunluğu,dinginliği anladı ki O'na olan aşkıydı...........

SEVGİ

   Sevgi sevmenin eseri,sevgili sevenin gerçeğidir.Sevgi karşılıksız safça hissedilir,sevgili ise hep bir beklentidedir.Sevmek sevdiğini memnun etmek,sevdiğinin gözünden her şeyi hissetmektir.Ağacın dalındaki çiçek,gecenin karanlığındaki ay ışığı,yastığın yatağın kokusu,rüzgarın uğultusu sevgi ile dolar,taşar ve yaşar.
         Sevmek sevdiğini kendine mahkum etmek değil,mutluluğu ile mutlu olabilmektir.O'nun hayatını kendine bağlamak değil  kendi hayatınla onu bağdaştırmaktır.Sevmek göz göze bakıp erimek değil,el ele tutuşup gezmek değil,ruhunda o nu duyumsamaktır.O'nu düşününce içinin cız etmesidir,O uzaktayken de sevebilmek,güvenebilmek,endişelenmektir.Kızsan da istediklerine olur diyebilmektir,bazen bencillik yapmak istesen de O'nun mutluluğu için vazgeçebilmektir.O'nu her haliyle,her hatasıyla,her hatadan sonra sana sığınmasıyla sevebilmektir.Kırılsan da unutabilmek,öfkelensen de bağrına basıp  affedebilmektir.Birine rağmen O'nu terk etmek değil bir sürü sebeplere rağmen O'nunla kalıp yaşamaya devam edebilmektir.Bakışlarından hissettiklerini anlayabilmek,her davranışını yorumlayabilmektir.O'nu üzene kızmak ama susmak,O seni üzse de kırılmak ,uyarmak ama unutabilmektir.O 'nun avukatı gibi olamak,korumak ama kaprislerine boyun eğmektir.
      Söyleyin bana kimindir bu sevgi ya da kimedir bu sevgi?Bu sevgi ne dost,ne arkadaş ,ne yar,ne de eşde bulunur.Bu sevgi küçücük bedenlerde taşınan anne yüreğindedir.Anne sevgisi sonsuzdur,su gibi saf,toprak gibi verici,gök kuşağı gibi renkli.Güneş gibi ısıtır,bazen kuşlar gibi seni özgür bırakır bazen de kanatlarının arasına alır sarıp sarmalar seni,bedenini ,yüreğini..............

10 Şubat 2012 Cuma

ağlamayı ben seçmedim



göz yaşları beni sevdi


ağlamak sevincim ,isyanım,kaderim


göz yaşları hislerim,baş kaldırışım,kabullenişim


ağlamak sığındığım arkadaşım,dostum


göz yaşları dışa vuruşum,bağırışım,mutluluğum oldu benim


ağlamaktan vazgeçer miyim bilmem


göz yaşlarım kurur da akmaz hale gelir mi bilemem


ama boğazımdaki düğüm nasıl çözümlenir


içimdeki isyan nasıl azalır


sevincim,çoşkum nasıl şekillenir


kaderi kabullenişim nasıl kolaylaşır


hislerim nasıl dile gelir işte bunları hiç bilemem


tek bildiğim ağlamak bana iyi geliyor


sevincimde,üzüntümde,çaresizliğimde,sıkıldığımda,gurulandığımda






haberlere,müziklere,filmlere,ölümlere hep ağlarım .....

20 eylül 2011 de kaybettiğim babama(O'nu kaybetmden den 1 ay önce yazmıştım)

Bu gün göz yaşlarımla uyandım sabaha kolum kanadım kırık,kalbim buruk
Yine seni gördüm rüyamda çocukken de görürdüm ama
Şu seni kaybetme korkusu var ya
Boğazıma bir şey düğümlenip te yutkunamıyorum ya
Gözlerime dolup ta akan yaşlara engel olamıyorum da
Ne yapacağım ben senin yokluğunda
Dört yaşlarındaydım hatırlar mısın baba annem kardeşimle hastanedeydi
Sen bana balon almıştın yolda elimden tutup gitmiştik yanlarına
Ben hiç unutmuyorum baba çok gençtin sen o zamanlarda
Hep genç kalmak istedin derdin hep 18,5 yaşındayım ya
Ben gülerdim sana biliyorum gönlün hala çok genç baba
Nerden yaklandın şu amansız hastalığa.........
Şu seni kaybetme korkusu var ya engel olamıyorum gözlerimden akan yaşlara
Hatırlar mısın  baba!Hep derdin ya!
Bir kızım olacağına 9 oğlum olsun çok kızardım o zaman ben sana
Neden beni sevmiyor diye ağlardım yatağımda
Sonra bir gün dedim ki sana beni niye sevmiyorsun baba
Hiç bir şey demedin bana baktın suratıma
2 ,3 kadeh içtikten sonra ağlamaya başladın yer sofrasında
Kıyamadım ben sana baba sarıldım boynuna
Hani bir gün yine arabamızı satmıştın ya
Kırmızı austin olanı
2-3 kadeh içtikten sonra başladın yine ağlamaya
Arabayla olan anılarını anlattın bana sonra ikimiz de başladık ağlamaya
Ne duygusal adamsın sen baba
Hep derdin ya baba
İnsan sevdiğini yerden yere vurur diye
Sen en çok annemi mi sevdin baba
En çok ona eziyet ettin bu hayatta
Ah babam ah
Şu seni kaybetme korkusu var ya
Nasıl yerini dolduracağım söyle bana
Biz çok kızardık kırılırdık ama birbirimize çok benzerdik aslında
Çok konuşmayı sevmedin bu hayatta az öz anlattın her şeyi insanlara
Az konuşmalarının içinde çok büyük anlamlar yüklüydü hep baba
Hatırlar mısın baba
Bana hep erkek gibi ol derdin bu hayatta
fazla erkek gibi oldum be baba
Hatta dövdüklerim şikayete gelirdi ya sana
Onların yanında kızardın bana sonra da tebrik edip hep böyle ol derdin ya
Çok hoşuma giderdi aslında benle gurur duyman çok güzel baba
Bana güvenmem kezban yapar demen ruhumu okşardı hep baba
hatırlar mısın baba
Gelin olurken belime kuşak bağlamıştın ya
Çok canım acımıştı o zaman da ayrılık acısı canımı yakmıştı da
Ölüyorum gibi gelmişti bana sarılıp ağlamıştık doyasıya
Yine mi öyle olacak baba söylesene bana ben ne yapacağım senin yokluğunda
hani geçenlerde bana bir soru sordun ya
Yalan söyledim babam ben sana
öksürürken kan geliyor ağrım çok demiştin ama baba
çarem yok yalan söyledim sana kızma bana ne olur beni bağışla
Sen hep derdin ya
Giden gelmiyor güzel herhalde diye
eminim güzeldir baba seni bekleyenler var orda kızın baban amcam
en güzel yerler ayrılmıştır sana huriler dolaşacak sağında solunda
sen gidersen ben ne yapacağım derken baba senle vedalaşmak çok zor geldi bana
seni çok seviyorum hep hatırla mekanın cennet olsun güzel babam...........

7 Şubat 2012 Salı

YAĞMUR

      Cama vuran yağmur damlaları gibi yüreğimde de damlalar birikiyor.Ne güzel camın ardından izlemek yağan yağmuru.Yüreğimin bungunluğu gibi bulutlu hava,yağmurun rahmeti gibi içim sevgi ile dolu,sağnak yağmur misali  sevgimin yüceliği.Issız sokaklar gibi bomboş düşüncelerim,kelimelerim.Beynim durgun üretemiyor bu gün oysa dilimde laf çok yüreğimde ise söz yok.Yağmurun sağnağı altında kalsam kendime gelirmiyim ki...Oysa sakinliği sevdiğim gibi sakin yağan yağmuru severim ,tane tane cama vuran damlalar neler uçuşturur kimbilir  aklımda.Hep merak ederim kuşlar yağmurda nasıl uçar diye çünkü kuş olup uçmak istemişimdir hep.Bazen gönlümü bazen de bedenimi kaçırmak buralardan.Gitmek gitmek ne varacağın yeri bilmek ne de döneceğin yerden emin olmak.Bazen  başı boş avare avare dolaşmak.Git ama dönme, git ama ulaşama, varma bir yerlere sadece gezginci ol kuşlar gibi dolaş çıktığın noktayı da unut.

26 Ocak 2012 Perşembe

AYIŞIĞIM

Adam sabahın ilk ışıklarında kalkıp yola koyuldu,sevdiği kadını bir deniz kenarında beklemeye başladı.Deniz öylesine dingin ve ışıltıydı ki içi huzurla doldu.Çayından bir yudum aldı güneşin ilk ışıklarını yansıtan dingin denize baktı.Tıpkı sevdiğinin koynuna uzanmış yatan sevgili gibi dedi içinden.Tıpkı benim gülen güzel yüzlü,ay ışığım,sevdiğim kadınım gibi dedi.
   Saatine baktı sevdiği kadın geç kalmıştı yine,içinden homurdandı ve kızmaya başladı.Birden hava bulutlanmaya başladı ,bulutlar güneşi kapadı,kulaklarında bir uğultu ıslık çalmaya başladı.Çıkan fırtına denizi yavaş yavaş kabartmaya başladı.Rüzgarla dalgalar kıyıya vuruyor her uçuşan damla tekrar denize dönebilmek için çabalıyordu.Deniz ise her kaybettiği damlacığı geri alabilmek için hırçınlaşıyordu.Ama nafile her yiten şey gibi geriye dönemiyor ,her bir parçası sağa sola savruluyordu.Denizle rüzgarın savaşı aşk gibi dalgaları dans ettirse de denizden hep bir parça koparıyordu.Ben de mi böyle yapıyorum ay ışığıma dedi?
   O ilk tanıdığımdaki gülen gözler bana bazen öfkeyle bakıyor,bazen benimle hiç konuşmuyor bazen de dili olur dese de gözleri başka çarem yok der gibi bakıyor.Ben ne yapıyorum dedi ,ben  O'nu kendi mutlu olduğum şekilde yaşatmaya mahkum ediyorum.Oysa mutlu olan benim O ise hep bana tabi oluyor.Kendine daha çok kızdı.Ben de tıpkı bu fırtına gibiyim dedi sakin sevdiğimi hırçınlaştırıyorum.Çayından son yudumu alırken dalgalı denize üzgün üzgün baktı.Ben böyle yapmamalıyım ,gerektiğinde sakin bir liman olmalıyım dedi.

     Karşıdan gelen kalabalıktan sevdiği kadını seçti,hızlı adımlarla yaklaşıyordu ama gönlü hiç gelmek istemez gibiydi.Kadın geç kaldım dedi içinden yine bana surat asacak,kızacak.Her düşüncede yüzü daha da gerildi gülemez oldu gözleri.Sevdiği adamın yanına varınca elinden tuttu 'özür dilerim trafik çok yoğundu ' dedi.Ama sevdiğinin öfkesini görmemek için gözlerine bakamadı.Adam kadının yanağını avcunun içine aldı önemi yok seni beklemek güzeldi dedi.Kadın çok şaşırmıştı kafasını kaldırıp sevdiği adamın gözlerinin içne baktı,adamın gözleri öfke yerine sevgi saçıyordu,huzur veriyordu.Kollarını adamın boynuna doladı adam kadını sakin bir liman gibi sardı,dudağına sıcacık bir öpücük kondurdu.Kadının yüzü tebessümle canlandı gözerinden ışık yayıldı.Adam ay ışığım , gülen yüzün hiç solmasın, gönlün hep benimle olsun dedi.........

24 Ocak 2012 Salı

Hayat bir deniz ise
Ben küçük ama güçlü bir gemiyim
Fırtınalar yönümü değiştirse bile
Yelkenleri indirip bir limana girerim
Şimşekler çakıp gözümü kör ederse
Rüzgarın sesini dinler yoluma devam ederim
Yağmurlu bir günse
Bulutların arasından güneşin çıkmasını beklerim
Karanlık bir gece ise
Yıldızlara bakarak yolumu bulurum
Yağmur ,fırtına,bulut durduramaz beni
Hayatımın akışına devam ederim
Belki belki hep doğru yolu bulamam
Ama sığınacak bir liman,uçacak bir kanat,yoluma devam edecek bir rota her zaman çizerim

18 Ocak 2012 Çarşamba

DOSTLUK

Tıpkı kendine sarılamak gibidir dostuna sarıldığında kendin gibi hissedersin.Korkmadan çekinmeden sıkıca sarılabilirsin.Dostum dediğin senin iç sesin gibidir.Duymak istemediklerini duyar ,yanlışlarını yüzüne tokat gibi atar.Ama incinmezsin bilirsin zaten söylediklerini sen içinden söylersin o dışından.Acımasız değildir dostun sana doğruyu göstermek içindir yaptıkları.Seni senden daha iyi anlar bazen.
    Dostum dediğin senin acını  içinde,kendinde,yüreğinde hissedendir.Acına ortak olup çözüm getiren,sevincinle çoşup yüreklendirendir.
    Dostum dediğine arkanı dönmekten korkmazsın.O arkandan kuyunu kazmaz
bütün engelleri önüne hazırlar sen hepsinden tek tek atlarsın.
    Dostum dediğin kişi bazen canını acıtır.Bazen bir anne gibi acımazısca kızar,hatalarını yüzüne çarpar.Ama asla kırılmaz,kin tutmaz ve anne şevkati ile sarar seni.
    Dostum dediğin yolda görünce selamlaştığın değil görmeden de hissettiğindir.Bir kere de o arasın dediğin değil her özlediğinde ve istediğinde arayabildiğindir.
    Dost dediğin çınarcı ağacı gibidir.Yaslanırsın gövdesine, dinlenirsin gölgesinde.Tıpkı çınar ağacı gibi yavaş büyür ama kökleri çok sağlam olandır dostluk.Bazen hayata bakarsın dostunun gözünden bazen de kendi gözünden
seyredesin dostunun dertlerini........BİTMEYEN DOSTLUKLARA

5 Ocak 2012 Perşembe

HİÇLİK

Beynimden çıkan sesler o kadar yüksek ki kulaklarım bile çınlıyor
Ruhumdan yükselen enerji o kadar güçlü ki bütün vücudumda akım dolaşıyor
Nereye  deysem neye dokunsam elektirik çarpmış gibi titriyorum
Hayatım öylesine yoğun ki ben nerdeyim,neresindeyim kendime bir yer bulamıyorum
Her yere yetişmek,yetişebilmek istemek  beni yoruyor
Ama hiç bir şey de yoluna girmiyor hiç bir şeyi dengeleyemiyorum
Denge ben miyim ki onu da bilmiyorum?
Bazen suyun üzerine yatar gibi kollarımı açıp hiç kıpırdamadan uzansam
Bazen ruhumun gezginliği ile hiçliğin içinde kaybolsam
Hiç bir kaygı duymadan,yarını düşünmeden,bunu ne yapmalı demeden,
Hiçlik hayatına uymak ,plansızca yaşamak,hesapsızca dağıtmak,kaygısızca uyumak
Yorulmak bilmeden yürümek,düşer miyim endişesine  kapılmadan uçmak
Boğulur muyum diye düşünmeden sonsuzluğa yüzmek istiyorum.........
Biliyorum zor bunlar ,seni toplumda yaşaman gerek
Geçen zamanı durduramamak,su gibi akan zamanın sana bıraktığı anıları tebessümle hatırlamak
İç serzenişlerini duymamak,yorgunluğuna aldırmamak kendini topluma adamak, ailene adamak
Kalan zamanlar mı?????????
Çay demleyip tv karşında sevdiğin filmi ayaklarını uzata uzata izlemek
Çayını yudumlarken kitabını okumak camdan yağan yağmuru izlemek
Banyo yapıp bornozunla bitki çayını içip deftere bir şeyler karalamak
Bazen kendi kendinle kalabilmek ama iş yapmadan sadece kendimle olmak isterdim
Günler akıp giderken ben kendimle olmayı özlerken yine de hayatın akışını seviyorum....
   Zaman zamanla yarıştı bazen de birbirlerine çelme çaktı.Günler günleri kovaladı ,yaşananlar geçmişin arasında biraz sır biraz da anı olarak kaldı.Bazı anılar yüzleri gülümseterek bazı anılar ise yürekleri sızlatarak hatırlandı..
    Zaman zamanın aynası gibi yaşandı.Geçmiş geleceğe ışık saçtı,bu gün yarına umutla baktı.Günler günleri doldurdu zaman ise son sürat yolunu buldu.Bazıları  yetiştiremedi yapacaklarını bazıları ise geçiremedi zamanı.Herkesin başka bir günü oldu kimi mutlu,kimi huzurlu,kimisi de acılı bir yürekle doldu...
   Zaman zamanı kıskandı,birbirlerini çatlatırcasına günlere neşe saçtı.Birbirlerine bakan gözler gülücükle aydınlandı.Dillere neşeli şarkılar dolandı,sevinçle kucak açtılar..
    Zaman zamanı olmazlarla donattı,buda mı gelecekti başıma dedirtti.İçi burkularak,kaybettiklerine ağlayarak,yitirdiklerini anımsayarak yürekleri sızlattı.
    Zaman zamanı yok etti,öyle ki zamanla geçer denilen acıları azalttı.Belki o acılar ,o yürek sızıları hiç yok olmadı ama zaman en iyi ilaçtır sözünü doğrulattı ve acıları azalttı.
     Zaman zamana umut bağladı,her insanı her güne umutla uyandırdı,umutlar tükenmesin diye hep ilerledi.Acılar yer etmesin diye hep yenilendi,mutluluklar kaybolmasın diye bazen de hüzün verdi......
    Zaman umut,mutluluk,ilaç olsun................

9 Aralık 2011 Cuma

Beni bırakıp gidersen canım eğer
Ne olur baş parmağın boş kalsın
Uykunda yan dönüp başka birisine sarılırsan eğer
Ne olur baş parmağın hep benimle kalsın
Benim de elim başka parmağa değecekse eğer
Hiç uyumam uykusuz kalırım
Bir gün gelip gidersen eğer
Yüreğine değerse bir yürek
Gözlerine bakarsa başka gözler
Eline değerse başka eller
Hiç biri benim gibi titretemez seni
Hiç bir göz benim gözüm gibi göremez seni
Hiç bir el terletemez elini
Ama yine de gideceksen sevgilim
Ne olur başparmağına değdirme başkasının elini    TUZ TANEN

8 Aralık 2011 Perşembe

  Bir yanım hep kırık sanki,bir baston alsam dayansam dengem yerine gelir mi?Bilemedim ki eksik olan ne?Bir an bir an içim mutlulukla doluyor heycanlanıyorum ama saniyeler sürmüyor aklıma geliyor yokluğun,yok olduğun.......Geçecek mi bu eksiklik hissi tamam unuttum unuttum babammmm ama özlüyorum  seni ,bugün nedense çok özledim seni ,sesisini........Yüreğim yanıyor ,hani geçecek demişlerdi ,bugün içim yine ilk günkü gibi ağlıyor.Bir an sen varmışsın gibi oluyor bir telefon etsem diyorum ama saniye sürmüyor yokluğunu hatırlıyorum,her yerim üzülüyor,işte o yüzden bir tarafım hep kırık..Her kaybolanda hayatımızdan bir şeyler eksilecekse ben zor dayanırım bu acılara.Ne zormuş ölüm ayrılığı,ulaşamama  ruhum senle konuşsa da gözüm görmek istiyor seni,kulağım duymak istiyor sesini.Ah babam,nasıl özledim bir bilsen seni,dengem gitti,yüreğim delik deşik sanki.Keşke yaşlılık ,ölüm ,hastalık olmasa  insanlar inzivaya çekilse arada bir de olsa birbirimizi görebilsek..Baba özlemi yakıyor içimi, bir de baba diyeceğim biri yok artık, zaten yerine kimseyi koyamam ki.Kırığım babam inan ki yaralı bir kuş gibi kırığım.............